DÜNYA MEDENİYETLERİ GİRİŞİMİ ARAŞTIRMA MERKEZİ
GLOBAL CIVILIZATIONS INITIATIVE RESEARCH CENTER

Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı Açılış Konuşması

Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı Açılış Konuşması
DÜNYA-MER Başkanı Semih Koray'ın açılış konuşması, Atlantik Sistemi ve NATO'nun derin bir kriz ve dağılma süreci yaşadığını, tek kutuplu ABD hegemonyasının yerini Doğu ve Güney merkezli çok kutuplu bir dünyaya bıraktığını vurgulamaktadır. NATO'nun yaklaşan Ankara zirvesinin bu çöküşü durduramayacağı ve Türkiye'nin bu çöküşten kendisine fırsat yaratma yanılgısına düşmemesi gerektiği belirtilmektedir. İnsanlığın yıkım değil, "yapım gücüne" dayalı yeni bir medeniyete ihtiyaç duyduğu ifade edilerek; küresel güvenliği sağlamak ve olası savaşları önlemek adına bilimin yol göstericiliğinde bir "İnsanlık Cephesi" kurulması çağrısı yapılmaktadır.
Play Video

Saygıdeğer Konuklar,

Değerli Katılımcılar,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi adına “Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı” Toplantısına hoş geldiniz der, hepinizi en içten saygılarımızla selamlarım.

Toplantımız Atlantik Sistemi’nin son derece hızlı bir değişim sürecinden geçmekte olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. NATO içindeki merkezkaç kuvvetleri bu örgütün kuruluşundan bu yana en üst düzeye tırmanmış durumda. ABD ile Avrupa, ABD ile İsrail, ABD ile Körfez Ülkeleri arasındaki gelenekselleşmiş ilişkilerde neredeyse her geçen gün yaşanmakta olan yeni değişimlere tanık oluyoruz.  ABD ve Avrupa ülkelerininin kendi içlerinde de İkinci Dünya Savaşından bu yana görülen en derin yarılmalar yaşanıyor. Uluslararası düzlemde yalnızca NATO değil, Atlantik Sisteminin işleyişine yön veren bütün uluslararası kuruluşlar etkilerini büyük ölçüde yitirmiş durumdalar. Bundan yirmi yıl önce IMF ve Dünya Bankası Türkiye’nin gündeminde önemli ve belirleyici bir yere sahipti. Ama son on yıldır ülkemizde bu kuruluşların esamisi okunmuyor. Birleşmiş Milletler, uluslararası çatışmalarda en etkisiz eleman konumuna indirgenmiş durumda. ABD, 1990’larda ilan ettiği Yeni Dünya Düzeni’ni korumak ve pekiştirmek için kırkı aşkın sayıda ülkeye yaptırım uyguluyor. Bir tehdidin yerindeliği uygulanmasına gerek kalmadan sonuç almasıyla ölçüldüğü için, yaptırımlar ABD’nin yaptırma gücünü değil, yaygın bir biçimde istediğini yaptıramadığının bir göstergesini oluşturuyor.

Bu değişim ideolojik düzleme de yansıyor. Liberalizm ve kavramlarının sistemin gereksinimleri doğrultusunda uyarlanmış haliyle neoliberalizm, uzun bir süre Atlantik Sistemi’ni birleştiren ideolojik temeli oluşturmaktaydı. Ama bugün Atlantik Sistemi içinde ne kurallara dayalı bir uluslararası düzen, ne “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ilkesine dayalı küresel serbest ekonomi sistemi, ne özgürlükler, ne de insan hakları söylem düzleminde bile savunulamaz hale gelmiş durumda. Bugün Batı Medeniyeti’ni dinsel içerik ve çıplak çıkarlar temelinde yeniden tanımlayan yaklaşımlar yaygınlık kazanmakta.

Dünyada üretim gücünün ağırlık noktası Batı’dan Doğu’ya, Kuzey’den Güney’e kaymış durumda ve bu süreç devam ediyor. Belki daha da önemlisi, yarılma niteliğindeki değişim ve sarsıntılar, Doğu’da değil Batı’da, Güney’de değil Kuzey’de gerçekleşiyor. İşte NATO zirvesi, bu koşullarda 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da toplanıyor. Bu toplantının da Atlantik Sistemi içinde yeni bir kırılma noktası oluşturacağına kuşku yok.

Dünya güvenliği, insanlığın ortak geleceğinin inşası açısından yaşamsal bir önem arzediyor. Onun için açılışını yapmakta olduğumuz bu toplantının esas amacı, NATO’nun dağılma sürecinin ardındaki nedenleri saptayarak önyargısız ve nesnel bir yaklaşımla dünya güvenliğini sağlamaya ilişkin çıkarımlarda bulunmaktır. Değerli konuşmacılarımız kuşkusuz  bu sorunsalı değişik açılardan ele alarak ufkumuzu açacak ve bizleri aydınlatacaklardır. Ben de bu açılış konuşmamda toplantımızda sınanmak üzere konuya ilişkin bazı belirlemelerde bulunmak istiyorum.

Kuruluşundan 1990’lara kadar NATO, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktına karşı konuşlanmıştı. Ama Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başında ABD’nin bulunduğu NATO hızla genişlemeye başladı. Demek ki NATO işlevini yitirmemiş, tam tersine kendisine yüklenen işlevin önü açılmıştı. 1990’larda  önü açılan şey ise ABD’nin hegemonyasını bütün dünyayı kapsayacak biçime genişletmesiydi.

NATO’nun dağılma süreci dünyanın çok kutuplu hale gelmesi ve bu durumun ABD hegemonyasının önünü tıkamasıyla başladı. Çok kutupluluğun güçlenmesi, NATO içindeki bazı güçlerin ABD hegemonyasına katkıda bulunma konusunda ayak sürümeye başlamalarına yol açtı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana NATO’nun örgüt olarak açıkça katıldığı  Amerikan askeri harekatları Yugoslavya’nın parçalanması ve Afganistan’ın işgali ile sınırlı kaldı. Bugün Rusya’nın Ukrayna harekâtının NATO güçlerine karşı yürütülüyor olmasına karşın, NATO bu konumunu resmîleştirmek yerine vekil güçlere dayanmayı tercih etti. NATO, ABD ve İsrail’in İran saldırısına örgüt olarak katılmadı.

NATO, Batı Medeniyetini ve bu medeniyetin değerlerini savunmayı kendi siyasî ve ideolojik temeli olarak takdim etmekteydi. İsrail, Gazze soykırımı ile İran ve Lübnan’a yönelik saldırılarını Batı Medeniyeti’nin savaş sahasında savunulması olarak ileri sürdü. Son dönemlerde yaşadığımız olaylar, bu değerlerin yalnızca söylem düzleminde savunulmasını bile son derece zora sokan bir nitelik kazandı.

NATO, kuruluşundan bu yana aynı zamanda ABD’nin Atlantik Sistemi içindeki hegemonyasını kurma ve pekiştirmenin bir aracı olmuştur. Çok kutupluluk bu hegemonyanın da zayıflamasına yol açarak NATO içinde merkezkaç kuvvetlerinin güçlenmesine neden oldu.

Ankara’da düzenlenecek zirvede kuşkusuz NATO’ya yeniden bir “hayat öpücüğü” sağlamanın yolları aranacaktır. Ancak nesnel koşulların NATO’nun hegemonya amacını gerçekleştirmesini olanaksız hale getirdiği bir ortamda bu arayışların çaresiz kalması ve bir buluşla sonuçlanmaması kaçınılmazdır.

NATO’da yaşanan dağılma ve zayıflamanın bu örgüt içinde Türkiye’nin önünü açarak ona yeni fırsatlar sunduğu görüşü son derece büyük bir yanılgıdır. Çökmekte olan bir örgütte daha fazla pay sahibi olmak, o çöküşün yükünden daha büyük bir payı üstlenmekten başka bir sonuç vermez. Atlantik Sistemi açısından NATO’yu Türkiye’yi kendisine daha sıkı bir biçimde bağlamanı örtüsü olarak kullanmak belki de dağılmakta olan bu örgüte yüklenen son görev olacaktır.

İnsanlık bugün yeni bir medeniyete şiddetle ihtiyaç duymakta ve bu yeni medeniyetin doğuş sancılarını yaşamaktadır. En önemli enerji türü insan enerjisidir. Bir medeniyet, insan enerjisini açığa çıkarma yetisiyle hayat bulur ve yükselir. Çünkü tarihsel olarak ileriliğin ölçütü yıkım değil, yapım gücüdür. Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi olarak biz geçmişteki medeniyetlerin yükseliş dönemlerinde insanlığın yapım gücüne armağan etmiş oldukları bütün kazanımlardan yararlanmak gerektiğine inanıyoruz. Batı Medeniyeti de insanlığa evrensel boyutta çok büyük değerler kazandırmıştır. Bu değerlerin yeniden insanlığın gelişmesinin hizmetine sunulmasına büyük önem vermekteyiz.

Bugün yapım yetisi ve gücü, Batı’dan Doğu’nun, Kuzey’den Güney’in eline geçmiştir. Yükselmekte olan yeni medeniyete yapım yetisi ve gücüne sahip olanların damga vurması kaçınılmaz ve doğaldır. Buna koşut olarak hegemonyaya karşı mücadele ve dünya güvenliğinin sağlanmasında da ön cepheyi Doğu ya da Güneyin, özellikle de bu coğrafyanın önde gelen ülkeleri oluşturmaktadır. Ancak insanlığın geleceği, yalnızca Doğu değil, Batı açısından da, yalnızca Güney değil, Kuzey açısından da yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu ortak geleceğin inşasında dünya güvenliğini sağlamak için hegemonya özlemlerinin yeni bir dünya savaşını ya da bölgesel savaşları tetiklemesini engellemek bir İNSANLIK CEPHESİ’nin kurulmasını gerekli kılmaktadır. Bu cephenin inşasında Batı Medeniyeti’nin insanlığa kazandırdığı en önemli ilkelerden biri olan BİLİMİN YOL GÖSTERİCİLİĞİ vazgeçilmezdir.

Türkiye dışında 10 ülkeden katılımın gerçekleştiği bu toplantıda toplam 20 seçkin konuşmacı söz konusu sorunsalı değişik açılardan ele alarak hepimizi ufuklarımızı genişletecek ve bizleri aydınlatacaklar. Onun için sözlerime konuşmacılarımıza Dünya-Mer adına bir kez daha en içten şükranlarımızı ifade ederek son vermek isterim.

Son Yazılar

DSCF3130.JPG
DÜNYADA GÜVENLİK VE NATO KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ
2
Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı’nın İkinci Günü Tamamlandı
E51A9589
Tarihi toplantı sona erdi! Ethem Sancak toplumlara ışık olacak o zirveyi böyle değerlendirdi!
E51A9562
"TRUMP'IN İKTİDARA GELMESİ..." Rus amiral Konstantin Sivkov küresel sarsıntıyı tüm gerçekliğiyle böyle ortaya koydu!
DSCF3062
"HAYATİ MESELE…" Prof. Liu Xu'den isimden gündeme damgasını vuracak "küresel güvenlik" yorumu!

Paylaş

Son Yazılar

DSCF3130.JPG
DÜNYADA GÜVENLİK VE NATO KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ
2
Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı’nın İkinci Günü Tamamlandı
E51A9589
Tarihi toplantı sona erdi! Ethem Sancak toplumlara ışık olacak o zirveyi böyle değerlendirdi!
E51A9562
"TRUMP'IN İKTİDARA GELMESİ..." Rus amiral Konstantin Sivkov küresel sarsıntıyı tüm gerçekliğiyle böyle ortaya koydu!
DSCF3062
"HAYATİ MESELE…" Prof. Liu Xu'den isimden gündeme damgasını vuracak "küresel güvenlik" yorumu!

Paylaş