Herkese merhaba. Fransa’dan bir yazar ve siyasi analist olarak, Ankara’da sona ermek üzere olan NATO Zirvesi ve küresel güvenlik mimarisi üzerine bazı kritik değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum. Beklendiği gibi Donald Trump, Avrupalı müttefiklere yön vermeye devam etse de arka planda ABD’nin NATO’da kalma niyetini açıkça teyit etmiştir. Dolayısıyla, ABD’nin NATO’dan çıkacağına dair geçmişteki tüm iddiaların tamamen yanlış olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. 32 üyesi bulunan bu devasa askeri-siyasi örgütün gerçekte ne olduğu sorusu, geçmişteki eylemleriyle aydınlatılmayı beklemektedir.
Örgütün siciline baktığımızda, 24 Mart 1999’da ABD, Fransa ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 13 NATO üyesinin, Birleşmiş Milletler onayı olmaksızın Federal Yugoslavya Cumhuriyeti’ni 78 gün boyunca bombaladığını görmekteyiz. Batılı kitle iletişim araçları, Sırpların etnik temizlik yaptığına dair asılsız yalan haberlerle halkı manipüle etmiş; Belgrad başta olmak üzere Sırbistan’a günde ortalama 480 bombardıman düzenlenerek sayısız masum insanın ölümüne yol açılmıştır.
Bugün Ukrayna üzerinden yürütülen Rusya-NATO çatışmasında da barışın önündeki en büyük engel NATO üyeleridir. Her ne kadar Trump ve Putin bir barış anlaşmasına sıcak baksa da; Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve AB yönetimi savaşın devam etmesinden yana tavır almaktadır. Nitekim Birleşik Krallık milyonlarca sterlinlik finansman sağlarken, Norveç Ankara Zirvesi sırasında 30 milyon avroyu aşan kredilerini yenilemiştir. Üstelik Rusya’ya karşı kullanılan uzun menzilli füzeler, yalnızca Ukraynalılar tarafından değil, doğrudan NATO uydu verilerini kullanan NATO teknik personeli tarafından yönlendirilmektedir; yani NATO fiilen Rusya ile savaş halindedir.
Son olarak, pek çok kişinin bilmediği bir diğer gerçek ise NATO’nun Hollywood yönetmenleri ve yapımcılarıyla iş birliği yaptığıdır. Los Angeles, Paris, Brüksel ve Londra arasında gerçekleştirilen gizli toplantılarda “bilişsel savaş” yürütülmektedir. Google, DARPA ve Bill & Melinda Gates Vakfı’nın da desteklediği bu süreçte sanat, savaşı halka meşrulaştırmak için bir araç olarak kullanılmaktadır. NATO’nun bizzat belirttiği gibi: *”Bilişsel savaş, savaştığımız bir araç değildir; savaşın kendisidir. Beyin, bu mücadelenin hem hedefi hem de silahıdır.”* Bu gerçekler ışığında NATO’nun mahiyetini takdirlerinize bırakıyorum.