Konferans organizatörlerine bizleri bir araya getirdikleri için teşekkür ediyorum. Katılımcılar arasındaki belki de en genç temsilcilerden biri olarak burada bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Batılı ve Avrupalı akademisyen ya da siyasiler olarak Brüksel dışına çıkıp Avrupa dışındaki aktörlerle diyaloğa girmek, kendi kamuoyumuz tarafından etiketlenme riskini de beraberinde getirmektedir. Ancak çatışmak yerine açıkça konuşmak, dünyanın ne kadar güvenli bir yere dönüşebileceğini hatırlatan tek yoldur.
Maalesef bugün Batı’da ciddi bir basiretli siyasetçi kıtlığı yaşanmaktadır. Siyasi sınıf eksikliği nedeniyle artık toplumların iradesi değil, Brüksel bürokrasisinin komutları hakimdir. Brüksel yönetimi, bağımsız bir siyasi gündeme sahip olmadığı için Amerika Birleşik Devletleri’nin emirlerine harfiyen uymaktadır. Bu durum son derece üzücüdür; zira “müttefikimiz” olduğunu iddia eden ABD, Avrupalı ortaklarının egemenliğine en ufak bir saygı göstermemektedir. NATO ise bir savunma paktı olmaktan çıkmış, aksine küresel gerilimleri tırmandıran provokatif bir organizasyona dönüşmüştür. Ukrayna’da ve dünyadaki çatışmalarda yine karar alan elitlerin yakınları değil, masum gençler hayatını kaybetmektedir.
İspanya hükümeti, NATO’nun savunma bütçelerini %2’den %5’e çıkarma ve ABD’li silah devlerini zenginleştirme baskısına karşı durmuş; kaynaklarını eğitim, sağlık ve altyapıya ayırma kararı almıştır. İdeolojik olarak komünist fikirlere yakın olmasam da bugün barışın yanında duran, halklar arasında diyalog köprüleri kuran ve güçlerin birbirini provoke etmediği ortak zeminleri savunan her platforma yakınım. Batı Avrupalılar olarak Avrasya vizyonuna, tarihi İpek Yolu’nun mirasına ve Doğu medeniyetlerinin birikimine saygı duyuyoruz.
Avrupa halkları, seçilmemiş Brüksel bürokratlarının ve Washington’ın talimatlarını uygulamak zorunda değildir. Çatışmayı körükleyen vizyonsuz kitaplara değil, Akdeniz kültürünün barışçıl mirasına sarılmalıyız. Türkiye de tıpkı İspanya gibi kadim Akdeniz ve Bizans/Konstantinopolis tarihinin buluştuğu, diplomatik birikimi yüksek, kilit bir ülkedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi sadece Türkiye için değil, Avrupa ve dünya için de yegane rehber olmalıdır.