Değerli katılımcılar, devrimin başkenti Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi öncesinde halkın ve vatansever gençliğin gösteri haklarının engellenmesi, yasakların getirilmesi ve gözaltıların yaşanması utanç vericidir. NATO resmi sayfasında amacını “üye ülkelerin güvenliğini siyasi ve askeri yollarla garanti altına almak” olarak tanımlamaktadır. Ancak 1949’da kurulduğunda ne Varşova Paktı vardı ne de 1991’den sonra Sovyetler Birliği kaldı. Doğuya doğru ısrarla genişleyen bu yapı bir savunma örgütü değil; küresel finans kapitalinin ve emperyalizmin çıkarlarını koruyan silahlı bir aygıttır.
Türkiye’de NATO demek; 12 Mart, 12 Eylül darbeleri ve 15 Temmuz hain kalkışması demektir. NATO demek; Gladio suikastlarıyla Eşref Bitlislerin katledilmesi, Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti, Balyoz ve Ergenekon kumpaslarıyla vatansever subayların, amirallerin ve Doğu Perinçek gibi liderlerin Silivri zindanlarına atılarak FETÖ’ye otoban açılması demektir. MSB’nin “We are NATO” paylaşımına karşın ilan ediyoruz: Biz NATO değiliz, Mustafa Kemal’in askerleriyiz! Türk milleti karakteri gereği anti-emperyalisttir.
ABD’nin F-35 veya Kaan motoru vaadiyle Türkiye’den S-400’leri elden çıkarmasını istemesi, Türkiye’yi Batı’dan gelecek hava tehditlerine karşı savunmasız bırakma planıdır. S-400 sadece bir silah değil, bağımsızlık iradesidir. ABD’nin düşmanlarına uyguladığı CAATSA yaptırımlarını Türkiye’ye uygulaması zaten bizim yerimizi gösterilmektedir: Türkiye, Rusya, Çin ve İran (TRÇİ).
Türkiye’nin NATO’da kalmasının tek rasyonel sebebi, örgütün şerrinden korunmak ve veto hakkını kullanarak NATO’nun Doğu’ya genişlemesini engellemektir. Şayet Ermenistan veya Güney Kafkasya ülkeleri NATO’ya alınırsa Türkiye; doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden tamamen kuşatılmış olacaktır. Hazar ve Kazakistan hattına atlayacak bir NATO, Çin’in boğazını sıkmak anlamına geleceğinden gerçek bir 3. Dünya Savaşı’nı tetikler. Halkımızın rızkından, emeklisinden kesilip GSYH’nin %5’inin NATO savunma harcamalarına ayrılması kabul edilemez. NATO üyeliği derhal halka sorulmalı ve referanduma gidilmelidir.