Toplantımız, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO zirvesine yanıt teşkil eden bir Avrasya buluşmasıdır. Olası bir büyük savaş, hegemonya arayışındaki ABD’nin Atlantik sistemini arkasına alarak gelişmekte olan dünyaya açacağı bir savaş olacaktır. Temel amacımız, bu savaşı caydıracak gücü ve iş birliğini inşa etmektir.
Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında NATO bir savunma örgütü olarak sönümlenmek yerine, ABD hegemonyasının aracı sıfatıyla doğuya doğru genişlemiştir. Ancak ABD’nin 21. yüzyılı “Amerikan Yüzyılı” yapma hedefi çökmüştür. Günümüzde üretim, teknoloji, bilim ve kültür alanlarındaki ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya, Kuzey’den Güney’de doğru kaymaktadır. Bu kaçınılmaz süreç dünyayı yeniden çok kutuplu hale getirmiş ve Atlantik sistemi içinde derin yarılmalara yol açmıştır.
ABD’nin son 25 yıldaki başarısız müdahaleleri ve direniş hatları hegemonyayı tıkanmaya sürüklemiştir. Rusya Federasyonu’nun Ukrayna sahasındaki mücadelesi ve İran’ın ABD-İsrail saldırılarına karşı gösterdiği direnç, Amerikan yıkım gücünün hedeflerine ulaşamayacağını kanıtlamıştır. Ankara’daki NATO zirvesi ise bu derin çatlakları tamir etmek yerine yüzeysel bir makyajla örtme çabasından ibaret kalmıştır.
AK Parti iktidarının Rusya ve İran’ı hedef alan NATO zirvesi bildirisini imzalaması ciddi bir zaaftır. Çökmekte olan bir yapıda pay aramak, o çöküşün ağır yükünü üstlenmekten başka bir sonuç vermez. Türkiye’ye yönelik güvenlik tehdidinin kaynağı Rusya veya İran değil; doğrudan ABD ve NATO’nun kendisidir. Ege ve Doğu Akdeniz’deki NATO üslerinin namluları Türkiye’ye dönüktür; Karadeniz’i bir NATO gölüne çevirme planları ise Türkiye’yi kuzeyden kuşatmayı hedeflemektedir. Türkiye’deki darbeler, terör tırmanışları, Ergenekon kumpası ve FETÖ darbe girişimi NATO gladyosunun yıkıcı faaliyetleridir.
Türkiye’nin bağımsızlığı, NATO karşıtlığı ile NATO’culuk arasındaki mücadelenin yükselmesinden geçmektedir. Atlantik sistemi çöküş sürecindedir ve Türkiye’yi boğmaktadır. Türkiye, Rusya, Çin ve İran arasında kurulacak stratejik bir eksen, küresel saldırıları caydıracak bir Avrasya ittifakının bel kemiğini oluşturacaktır. Türkiye’nin NATO’dan çıkması küresel ölçekte yeni bir saflaşmayı tetikleyerek büyük savaşı önleyecek bir insanlık cephesinin kurulmasını sağlayacaktır. Asya’dan yükselen bu yeni medeniyetin inşası için kalıcı iş birliklerini geliştirmeye hazırız.