Ben Ulrike Guerot, Berlin’den katılıyorum. Avrupa Barış Projesi’nin öncülüğünü yürüten bir akademisyen olarak, tarafsız ve NATO’suz bir Avrupa, Atlantikçi merkezden sıyrılıp çok kutuplu dünyada kendi yerini bulan bir kıta için mücadele veriyoruz. Zaman hızla ve dramatik biçimde değişiyor. Amerikan hakimiyetine ve NATO tarafından şekillendirilen “kurallara dayalı uluslararası düzen” illüzyonuna dayalı Pax Americana dünyasından, BRICS ülkelerinin ve Küresel Güney’in öncülük ettiği yeni bir çok kutuplu dünya düzenine geçişi tartışıyoruz. Bu jeostratejik ve jeoekonomik dönüşümün tam merkezinde yer alan Türkiye’nin üstleneceği rol son derece kritiktir.
1989’da Berlin Duvarı yıkılırken Doğu’ya doğru genişlemeyeceğine dair sözler verilen NATO, bugün Ukrayna’da açık bir vekalet savaşı yürütmektedir. 2004 Kiev Turuncu Devrimi ile başlayan ve 2007 Münih Güvenlik Konferansı’nda Putin’in uyarılarına rağmen tırmandırılan bu süreç, ABD’nin 20 yıllık stratejisinin bir ürünüdür. Avrupa, diplomasi yürütmek yerine Rusya’yı askeri olarak yenme rasyonellikten uzak hayaliyle adeta intihar etmektedir. Berlin Duvarı yıkılmamış, sadece 1000 kilometre doğuya, Kiev’e taşınarak Avrupa kıtası yapay bir hatla bölünmüştür. Willy Brandt’tan Olof Palme’ye kadar tüm vizyoner liderlerin belirttiği gibi, Avrupa güvenliği Rusya’ya karşı değil, Rusya ile birlikte kurulmalıdır. Rus gazını reddedip ABD’den pahalı kaya gazı almak Almanya ve Avrupa için ekonomik intihardır.
Varşova Paktı dağılmışken NATO’nun tarihsel ömrünü tamamladığını kabul etmek tek çözümdür. Avrupa, ABD’nin pazarlıkçı, Küba, Venezuela ve Grönland örneklerindeki gibi gayriahlaki politikalarının peşinden gitmeyi bırakıp kendi öz kültürünü ve diplomasisini yeniden keşfetmelidir. Bir yandan NATO üyesi olup diğer yandan BRICS dünyasına yönelen Türkiye, bu yeni dönemin kilit ülkesidir. İstanbul, Moskova ve Paris ekseninde kurulacak bir iş birliği; Avrasya’ya yüzünü dönmüş, tarafsız, özgürleşmiş ve küresel barışın teminatı olan yeni bir Avrupa yaratacaktır. Gazze’de 20 binden fazla çocuğun katledildiği soykırıma göz yuman, İsrail ile ortaklıklarını sürdüren ve anti-siyonizmi anti-semitizm ile eşitlemeye çalışan mevcut Batı tutumu ise Avrupa adına derin bir utanç kaynağıdır.